İbrahim Balarısı

https://www.vekmar.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2993.png
Öznur Kablo, Genel Müdür

İbrahim Balarısı

    Türkiye kablo sektöründe arkasında global sermaye veya bir holding yapısı olmadan, tamamen sıfırdan gelerek bir dünya markası yaratmak oldukça nadir görülen bir başarı hikayesi. Devlerin domine ettiği bir pazarda, “Öznur Kablo” olarak tam bağımsız kalma ve kendi kurallarınızı sektöre kabul ettirme sürecindeki temel stratejiniz neydi? Bu bağımsızlık tutkusu başarınızın anahtarı diyebilir miyiz?

    Öznur Kablo’nun temellerini atarken, en büyük sermayemiz finansal gücümüzden ziyade, sarsılmaz bir “tavizsiz kalite” ve “yerli üretim” inancıydı. Bu inanç, bizi her adımda daha da güçlendiren bir motivasyon kaynağı oldu. Kazandığımız her kuruşu, başarımızın gerçek mimarları olan çalışanlarımıza ve üretim teknolojimize yatırım yaparak kalıcı bir büyümeye dönüştürdük. Bağımsızlık tutkumuz şüphesiz ki yol gösterici bir fenerdi; ancak bu tutkuyu rasyonel ve sağlam bir iş modeliyle desteklememiz, başarımızın asıl anahtarı olmuştur. Süreci üç temel stratejik sütun üzerine inşa ettik.

İlk olarak, Teknolojik Üstünlük ve Öz Sermaye Gücü ilkesiyle hareket ettik. Kuruluşumuzdan bugüne kadar tamamen öz sermayemizle hareket eden bir şirket yapısı kurduk. Bu, dış finansal baskılardan uzak, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi izlememizi sağladı. Dünyanın en ileri teknolojili makinelerini bünyemize katarken, üretim hatlarımızın verimliliğini en üst seviyeye çıkarmak için Almanya’nın saygın firmalarından İnterplan ile iş birliği yaparak modern bir fabrika mimarisi oluşturduk. Bu stratejik yatırımlar bizi sektörde teknoloji lideri konumuna taşıdı. Kendi kaynaklarımızla yaptığımız bu yatırımlar, üretim kalitemizi garanti altına alırken, aynı zamanda pazarın değişen ihtiyaçlarına hızla adapte olabilme yeteneğimizi de pekiştirdi.

İkinci olarak, Stratejik Stok Yönetimini benimsedik. Sektörde rekabet etmenin ve müşteri memnuniyetini sağlamanın yolu, “ulaşılabilir” ve güvenilir olmaktan geçer. Kuruluşumuzdan itibaren piyasa koşullarını titizlikle analiz ederek ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunarak ciddi bir stok hacmiyle çalıştık. Bu yaklaşımımız sayesinde müşterilerimize her zaman “hazır kablo” teslim etme avantajı sunduk. Özel projeler de dahil olmak üzere teslim süresi vermemiz gereken durumlarda bugüne kadar tek bir aksama yaşatmadık; bu konuda yüzde yüz başarıyla ilerliyoruz. Bu, sadece lojistik bir başarı değil, aynı zamanda müşterilerimizle aramızda sarsılmaz bir güven bağı oluşturan temel bir prensiptir.

Üçüncü ve belki de en kritik stratejimiz, Dürüstlük ve Şeffaf İletişim oldu. Rekabetçi fiyat politikamızı, müşteri ilişkilerimizde temel aldığımız dürüstlük kuralıyla birleştirdik. Müşterilerimizle vardığımız her mutabakatı eksiksiz ve zamanında yerine getirmek, bizim için bir onur meselesidir. Bu şeffaf ve güvene dayalı iletişim, kısa vadeli kazançların ötesinde, uzun vadeli ve kalıcı iş ortaklıkları kurmamızın temelini oluşturdu. Öz sermaye disiplini, dünyanın en son teknolojisiyle desteklenen üretim gücü, ciddi stok kapasitesi ve kurduğumuz samimi iletişim, bizi bağımsız bir dünya markası haline getirmiştir. Bu yaklaşım, sadece ticari bir başarı değil, aynı zamanda etik değerlere sıkı sıkıya bağlı bir büyüme modelinin de somut bir örneğidir.

Sektördeki “yerleşik ezberleri” bozan en önemli özelliğiniz, her türlü kartel ve tröst yapısına karşı sergilediğiniz tavizsiz duruş. Çoğu aktörün bu yapılara eklemlenerek güvenli alan aradığı bir ortamda, siz bu oluşumları reddederek hatta işlevsiz bırakarak var oldunuz. Bu direnç gücünü hangi temel ilkelerinizden alıyorsunuz?

Öznur Kablo’nun hikayesi, aslında sadece bir büyüme değil, aynı zamanda bir direnç ve kararlılık hikayesidir. Kuruluşumuzdan bugüne kadar, sektörün bazı yerli ve global oyuncular tarafından sergilenen ve “centilmenlik” dışı olarak nitelendirdiğimiz pek çok engelleme çabasıyla karşı karşıya kaldık. Bu engellemeler, zaman zaman haksız rekabet yöntemleriyle, zaman zaman da piyasayı manipüle etme girişimleriyle kendini gösterdi. Ancak bu tutumlar bizi yıldırmak bir yana, tam tersine daha çok hırslandırdı ve kendi yolumuzda ilerleme azmimizi pekiştirdi. Bu direnç gücünü üç temel yaklaşımdan alıyoruz.

Öncelikle, Baskıyı Yatırıma Dönüştürme felsefesini benimsedik. Karşılaştığımız her türlü centilmenlik dışı davranışı, çalışmalarımıza daha fazla hız verme ve üretim kapasitemizi artırma motivasyonu olarak kullandık. Teknolojik altyapımızı güçlendirerek ve yeni yatırımlara imza atarak cevap verdik. Bu, sadece bir savunma mekanizması değil, aynı zamanda agresif bir büyüme stratejisiydi. Rakiplerimiz bizi durdurmaya çalıştıkça, biz bunu bir fırsata çevirdik; modern teknolojilerle donanıp üretim hacmimizi genişleterek daha da büyüdük.

İkinci olarak, Müşteri ile Güç Birliği kurduk. Bizim en büyük “güvenli alanımız”, müşterilerimizle kurduğumuz sarsılmaz bağdır. Sektördeki haksız rekabet koşullarıyla mücadele ederken, müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini her zaman önceliğimiz oldu. Kendi imkanlarımızı, müşterilerimizin ihtiyaçları ve imkanlarıyla birleştirerek ortak bir büyüme rotası çizdik. Bu kolektif başarıya odaklanma, dışarıdan gelen hiçbir baskının veya manipülasyonun bu yapıyı bozmasına izin vermedi. Müşterilerimiz, bizim dürüst ve şeffaf duruşumuza güvendikleri için, bu tür oluşumlara karşı yanımızda yer almayı tercih ettiler. Bu da bize sadece ticari değil, aynı zamanda manevi bir güç verdi.

Son olarak, Bağımsızlık Karakterimizdir ilkesini benimsedik. Bizim için ticari başarı kadar önemli olan şey, sektöre kendi kurallarımızı ve kalite anlayışımızı kabul ettirebilmekti. Hiçbir grubun veya yapının himayesi altına girmeden, sadece emeğimizin ve üretimimizin gücüyle var olmayı ilke edindik. Bu bağımsızlık, bize özgürce karar alma ve kendi değerlerimizden taviz vermeme imkânı sağladı. Özetle, bize karşı sergilenen haksız rekabet yöntemlerini, kendi sınırlarımızı aşmak için birer basamak olarak gördük. Kazandığımız bağımsızlık ile bugün ulaştığımız nokta, üretimle ve dürüst ticaretle verilen kararlı bir cevabın sonucudur. Bu, sadece Öznur Kablo’nun değil, aynı zamanda Türk sanayisinin de bir başarı öyküsüdür.

Sektörde genellikle pazar koşulları firmaların kurallarını belirler. Ancak sizde durum tam tersi: Kendi doğrularınızı ve ticaret prensiplerinizi “piyasanın gerçeği” haline getirmeyi başardınız. Piyasanın size değil, sizin piyasaya yön verdiğiniz bu güç dengesini kurarken hangi kriterlere göre hareket ettiniz?

Evet, sektörde kendi çalışma koşullarımızı ve standartlarımızı belirlediğimiz doğrudur. Ancak bu gücü statik bir yapıdan değil, piyasanın dinamiklerini çok iyi okumaktan ve sürekli değişen koşullara adaptasyon yeteneğimizden alıyoruz. Piyasanın bize değil, bizim piyasaya yön verdiğimiz bu güç dengesini kurarken, hareket noktamız olan temel kriterleri dikkatle belirledik ve uyguladık.

Bu kriterlerin başında Arz-Talep Dengesi Odaklı Dinamik Fiyatlandırma gelmektedir. Biz fiyatlarımızı sadece klasik maliyet hesaplarına hapsederek belirlemiyoruz. Piyasayı anlık olarak takip eden, arz ve talep değişimlerini sürekli analiz eden bir sistemle çalışıyoruz. Günlük satış fiyatlarımızı, piyasadaki arz değişimlerini anlık takip ederek ve sektörün nabzını tutan bir “endeksleme mantığıyla” yeniliyoruz. Bu esneklik hem pazarın gerçeklerinden kopmamamızı hem de uzun vadeli istikrarı sağlamamızı beraberinde getiriyor. Bu dinamik yaklaşım, bizi piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli kılarken, aynı zamanda müşterilerimize en adil ve rekabetçi fiyatları sunmamızı da mümkün kılıyor. Bu sayede, piyasanın gerçeklerini en iyi okuyan ve buna göre hareket eden bir aktör olmayı başardık.

Müşterilerimizin rekabet gücünü korumak bizim için temel bir önceliktir. Kendi gücümüzden bağımsız olarak, tüm ticari kararlarımızda müşterilerimizin pazardaki rekabet avantajını güçlendirecek stratejileri esas alırız. Onların başarısı, bizim başarımızdır. Müşterilerimizin rekabetçi kalabilmesi için gerekli destekleri sağlamak, onlarla uzun vadeli ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiler kurmak, bizim için sadece bir prensip değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur. Bu yaklaşım, bize yalnızca sadık bir müşteri tabanı kazandırmakla kalmadı; aynı zamanda sektörde güvenilir ve iş birlikçi bir marka imajı oluşturmamıza da olanak sağladı.

Önemli bir kriter ise, Kendi Doğrularımızla Standart Oluşturmak oldu. Piyasanın rüzgarına göre savrulmak yerine, kendi kapasitemizi, teknolojik üstünlüğümüzü ve stok gücümüzü bir kaldıraç olarak kullandık. Bu istikrarlı ve öngörülebilir duruşumuz, zamanla piyasanın bizim fiyatlama ve teslimat hızımıza uyum sağlamasını sağladı. Yani biz piyasaya uymadık, istikrarlı duruşumuzla piyasanın bize uyum sağlamasını sağlayan bir güven zemini oluşturduk. Bu, sadece ticari bir başarı değil, aynı zamanda bir liderlik göstergesidir. Maliyet odaklı değil, pazarın geleceğini öngören arz tabanlı ve müşteri korumacı bir model uyguladık. Bu sayede, Öznur Kablo adı, sektörde güven, kalite ve istikrarla özdeşleşti.

Piyasadaki pek çok firma esnekliği değişmez bir kural olarak görürken, siz prensiplerine en sadık, isimlerden biri olarak biliniyorsunuz. Bu anlayış Öznur Kablo’nun marka algısını nasıl etkiledi?

Prensip odaklı ve tavizsiz duruşumuz, marka algımız üzerinde zaman içinde değerli bir dönüşüm yarattı. Açıkça belirtmek gerekirse, piyasada “esnek olmayan” yapımız, 5–10 yıl öncesine kadar sektörde zaman zaman negatif bir algı olarak yorumlanabiliyordu; bazı kesimler bu yaklaşımı “katı” veya “uzlaşmaz” olarak değerlendirebiliyordu. Ancak geçen yıllar ve piyasa koşullarının zorlukları, bu duruşun aslında ne kadar vizyoner, koruyucu ve sağlam temellere dayalı olduğunu ortaya koydu.

Bugün gelinen noktada, kurallarımızın hem bizim hem de müşterilerimizin lehine olduğu gerçeği, sektördeki herkes tarafından kabul görmüştür. Bu durum, marka algımızı üç temel yönde güçlendirdi.

İlk olarak, Güvenin Teminatı Olarak Disiplin prensibini yerleştirdik. Bizim kurallarımız kişiye veya duruma göre değişmez; herkes için aynıdır ve şeffaftır. Bu standart yapı, müşterilerimize “Öznur Kablo ile çalışırken sürprizlerle karşılaşmayacaklarını” bilmenin verdiği büyük bir huzuru sağlar. İş yapış biçimimizdeki bu öngörülebilirlik ve tutarlılık, ticari ilişkilerde en değerli varlık olan güveni pekiştirir. Müşterilerimiz, bizimle iş yaparken, sözleşmelerin ve anlaşmaların harfiyen yerine getirileceğinden emin olurlar; bu da uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluşturur.

İkinci olarak, Finansal Sağlık ve Seçicilik anlayışımızla öne çıktık. İlkelerimize olan sadakatimiz, ticari ilişkilerimizde de çok net bir duruş sergilememizi sağlıyor. Öyle ki, bazı müşterilerimizin geçerli teminat mektupları olmasına rağmen, çalışma prensiplerimizle örtüşmeyen durumlarda bu teminatları iade ederek iş birliğimizi sonlandırdığımız örnekler olmuştur. Bu, sadece kısa vadeli kazanca odaklanmadığımızın, iş yapış biçimimize ve etik değerlerimize duyduğumuz saygının net bir göstergesidir. Bu seçici yaklaşım hem kendi finansal sağlığımızı korumamızı hem de sadece prensiplerimize uygun, uzun vadeli ve güvenilir iş ortaklarıyla çalışmamızı sağlar.

Son olarak, İtibarın Kalıcılığını sağladık. Piyasadaki aşırı esneklik ve ilkesiz yaklaşımlar çoğu zaman kurumsallıktan uzaklaşmayı, riskleri artırmayı ve uzun vadede itibar kaybını beraberinde getirir. Bizim prensiplerimize sadık kalmamız, Öznur Kablo isminin “disiplin, istikrar ve sarsılmaz güven” ile özdeşleşmesini sağlamıştır. Geçmişte “katı” olarak eleştirilen bu özelliklerimiz, bugün bizi ve iş ortaklarımızı piyasanın dalgalanmalarından koruyan en güçlü kalkanımız haline gelmiştir. Marka algımız, bu sayede “gelip geçici bir aktör” değil, “oyunun kurallarını dürüstlükle belirleyen, sektörde güven tesis eden bir otorite” noktasına evrilmiştir. Bu itibar, sadece ticari değil, aynı zamanda manevi bir kazanımdır ve gelecek nesillere aktarılacak en değerli mirasımızdır.

Size göre bir markanın başarısı, o markanın liderinin karakteriyle bağlantılı mıdır?

Şüphesiz ki bir markanın vizyonunu ve rotasını belirleyen en temel unsur liderin karakteridir. Liderin değerleri, duruşu ve iş ahlakı, kurumun DNA’sına işler ve tüm organizasyonun hareket tarzını etkiler. Ancak biz Öznur Kablo olarak başarıyı çok daha geniş, bütünsel bir vizyonun yansıması olarak görüyoruz. Bir markanın sürdürülebilir başarısı; sadece liderin karakteriyle değil, o liderin etrafında kenetlenen tüm paydaşların ortak karakteriyle şekillenir.

Bu bütünsel karakter anlayışı, başarımızın temelini oluşturur. Liderin dürüstlüğü ve kararlılığı, kurumun kültürüne işler ve bir domino etkisi yaratır. Fakat bu başarının kalıcı ve sürdürülebilir olması; çalışanlarımızın özverisi, yöneticilerimizin yönetim ahlakı, tedarikçilerimizin güvenilirliği ve müşterilerimizin sadakati ile mümkündür. Her bir paydaşın, şirketin temel değerlerini benimsemesi ve bu değerler doğrultusunda hareket etmesi, markanın gücünü katlar. Lider, bu değerleri belirleyen ve yaşayan kişidir; ancak bu değerlerin tüm organizasyon tarafından içselleştirilmesi ve uygulanması, gerçek başarıyı getirir.

Biz başarıyı bir değerler zinciri olarak görüyoruz. Bu zincirin her bir halkası – çalışanından müşterisine, tedarikçisinden iş ortağına kadar – aynı karakter yapısına ve etik değerlere sahip olduğunda, ortaya sadece bir şirket değil, gerçek bir “dünya markası” çıkar. Öznur Kablo’nun piyasadaki dik duruşu, tavizsiz kalite anlayışı ve dürüst ticaret prensipleri, sadece benim şahsi kararım değil, tüm ekibimizin ve bizimle yol yürüyen iş ortaklarımızın bu karakteri sahiplenmesinin bir sonucudur. Herkesin aynı hedef doğrultusunda, aynı etik değerlerle hareket etmesi, markanın kolektif kimliğini oluşturur ve onu dış etkilere karşı daha dirençli kılar.

Dolayısıyla, lider karakteri markanın pusulasıdır, yönünü belirler. Ancak o hedefe varmamızı sağlayan asıl güç; tüm paydaşlarımızın aynı karakter disipliniyle hareket etmesidir. Başarı, ortak bir karakter inşasıdır; tek bir kişinin değil, tüm ekibin ve ekosistemin ortak eseridir. Bu bütünsel yaklaşım, Öznur Kablo’yu sadece ticari bir işletme olmaktan çıkarıp, sektörde bir değerler bütünü haline getirmiştir.

Sıfırdan bir imparatorluk inşa etmiş, vizyonuyla sektöre yön vermiş bir lider olarak; bugün geriye baktığınızda İbrahim Balarısı isminin Türk sanayi tarihinde nasıl anılmasını istersiniz? Genç sanayicilere, sermayeden daha değerli olan o “karakter mirası” hakkında ne söylemek istersiniz?

Türk sanayi tarihinde hem Öznur Kablo markasının hem de şahsım İbrahim Balarısı isminin yan yana gelmesini istediğim en temel ve en kıymetli kavram “dürüstlük”tür. Geriye dönüp baktığımda; zorlu piyasa koşullarına, rekabetin sertliğine ve her türlü engele rağmen dürüstlükten taviz vermemiş bir sanayici olarak anılmak, benim için kazanılmış tüm başarılardan, elde edilen tüm pazar paylarından daha değerlidir. Zira dürüstlük, tüm bu başarıların temelini oluşturan, sarsılmaz bir zemindir. Genç sanayicilere bırakmak istediğim asıl miras da tam olarak budur: dürüstlüğün, sermayeden çok daha değerli bir varlık olduğu gerçeği.

Genç arkadaşlarıma her zaman şunu söylüyorum: İş hayatında sermayenizi kaybedebilirsiniz, teknoloji değişebilir, pazar daralabilir, hatta en büyük krizlerle yüzleşebilirsiniz; ancak dürüstlüğünüzü kaybettiğinizde her şeyinizi kaybedersiniz. Çünkü parayla kurulamayacak tek şey güvendir. Güven, uzun yıllar süren çabalarla, verilen sözlerin tutulmasıyla ve etik değerlere bağlılıkla inşa edilir. Bir kez kaybedildiğinde ise geri kazanılması neredeyse imkansızdır. Bu nedenle, iş hayatına atılırken ilk yatırımınız, karakterinize ve dürüstlüğünüze olmalıdır.

Dürüstlükle inşa edilen saygınlık, size tüm kapıları açacaktır. Sektöre adım attıkları ilk günden itibaren verdikleri sözlerin arkasında duran, şeffaf ve etik ticaret yapan bir isim inşa etmeleri, onlara sadece ticari değil, aynı zamanda sosyal ve manevi anlamda da büyük bir itibar kazandıracaktır. Bu itibar, en zor zamanlarda bile ayakta kalmanızı sağlayacak, size yeni iş birliklerinin ve fırsatların kapılarını açacaktır. Unutulmamalıdır ki, uzun vadeli başarı, kısa vadeli kazançların peşinden koşarak değil, sağlam ve güvenilir ilişkiler kurarak elde edilir.

Bizim Öznur Kablo’daki başarımızda modern makinelerin, geniş fabrikaların ve güçlü stokların payı elbette büyüktür; ancak bizi ayakta tutan ve farklı kılan asıl ruh, dürüstlüğümüzdür. İbrahim Balarısı ismi zikredildiğinde insanların aklına “Sözü senettir, işi doğrudur” ifadesi geliyorsa, ben asıl hedefime ulaşmışım demektir. Bu, sadece benim değil, tüm Öznur Kablo ailesinin ortak karakteridir. Genç sanayicilere tavsiyem, dürüstlüğü bir strateji veya bir pazarlama aracı olarak değil, bir karakter özelliği ve yaşam biçimi olarak benimsemeleridir. Çünkü gerçek ve kalıcı başarı, ancak bu şekilde elde edilebilir.

Başarıyı sadece rakamlarla ve pazar payıyla mı tanımlarsınız? yoksa her şeye rağmen “kendiniz kalarak” kazanmanın manevi tatmini sizin için daha mı ön planda?

Başarıyı tek bir pencereden görmüyorum; benim için başarı, somut hedeflere ulaşırken o hedeflerin içini manevi değerlerle doldurabilmektir. Rakamlar ve pazar payı elbette birer göstergedir, ancak bu göstergelerin nasıl elde edildiği, bizim için çok daha büyük bir anlam taşır. Öznur Kablo’nun bugün geldiği noktada, Türkiye pazarında bir numara olma hedefimiz sadece bir istatistik değil, aynı zamanda manevi bir kazanımdır. Bu denge, bizim iş yapış biçimimizin temelini oluşturur.

Bu dengeyi, Liderliğin Manevi Ağırlığı kavramıyla tanımlıyorum. Sektörde “1 numara” olmak, bizim için sadece en çok kabloyu satan firma olmak anlamına gelmiyor. Bu noktaya kendi doğrularımızla, hiçbir etik değerden taviz vermeden ve tamamen sıfırdan gelerek ulaşmış olmak, işin asıl manevi tatmin boyutudur. Kendi kurallarımızla, dürüstlük ve kalite prensiplerimizle zirvede yer almak, verdiğimiz mücadelenin en büyük ödülüdür. Bu, sadece bir pazar liderliği değil, aynı zamanda bir değerler liderliğidir.

2025 Vizyonu ve Pazar Liderliği hedeflerimiz de bu manevi ağırlıkla örtüşmektedir. 2025 yılı ciro hedeflerimiz ve artan satış potansiyelimiz, bizi pazarın mutlak lideri olma noktasında çok güçlü bir yere taşıyor. Bu yükseliş, stratejilerimizin doğruluğunun somut bir kanıtıdır.

Ancak tüm bu rakamsal başarıların ötesinde, Kendi Kalabilmenin Gücü bizim için vazgeçilmezdir. Çoğu zaman zirveye çıkarken, bazı ilkelerden taviz verildiği, değerlerin göz ardı edildiği görülür. Biz ise “Öznur Kablo” kimliğinden ve dürüstlük çizgimizden sapmadan bu satış hacmine ulaştık. 2025’te ulaşacağımız liderlik, aslında karakterli bir ticaret anlayışının, etik değerlere bağlılığın ve tavizsiz kalitenin bir başarısı olacaktır. Bu, sadece bir şirket başarısı değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesinin de zaferidir.

Evet, rakamlar ve pazar payı başarının bir tescilidir ve 2025 ciromuzla sektörümüzde Türkiye’nin bir numarası olacağımıza inancımız tamdır. Ancak bu zirve koltuğunda “kendimiz kalarak,” yani özgün değerlerimizden ödün vermeden oturmak, benim için her türlü maddi kazancın ötesinde bir manevi tatmindir. Gerçek başarı hem hedeflere ulaşmak hem de bu süreçte kimliğinizi ve değerlerinizi koruyabilmektir.

Sektördeki yüksek standartlarınız ve titiz çalışma prensipleriniz herkes tarafından biliniyor. Bu bağlamda, teknik yetkinliği ve piyasa repütasyonuyla öne çıkan Vekmar Elektrik ile yürüttüğünüz iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Vekmar’ın enerji sektörünün güç merkezi olması, dağıtım gücü ve profesyonel yaklaşımının, Öznur Kablo’nun tavizsiz kalite anlayışıyla birleşmesini pazarın geleceği açısından nasıl görüyorsunuz? Vekmar’ı sizin gözünüzde “diğerlerinden ayıran” ve bu güveni tesis eden temel nedenler nelerdir?”

Vekmar Elektrik ile Öznur Kablo arasındaki iş birliği, sektörde iki güçlü vizyonun bir araya geldiğinde nasıl kusursuz bir sinerji yaratabileceğinin en somut örneğidir. Ticari ilişkimizin başladığı ilk günden bugüne dek süreci “sıfır problem” prensibiyle yönetmiş olmamız, bu ortaklığın ne kadar sağlam temellere oturduğunu ve karşılıklı güvene dayandığını açıkça göstermektedir. Bu iş birliği, sadece bir ticari anlaşma değil, aynı zamanda bir vizyon ortaklığıdır.

Öncelikle, Sürdürülebilir Büyüme ve Uyum konusunda gösterdikleri performans takdire şayandır. Vekmar ile yürüttüğümüz iş hacmi, her geçen yıl satış ciromuzu istikrarlı bir şekilde artırarak çok stratejik bir konuma ulaştı. Bu büyüme tesadüfi değil; her iki kurumun da profesyonel iş yapış biçimlerinin, kaliteye olan tavizsiz tutkularının ve müşteri odaklı yaklaşımlarının bir yansımasıdır. Vekmar’ın dinamik yapısı ve pazarın ihtiyaçlarını doğru okuma yeteneği, bizim üretim gücümüzle mükemmel bir uyum içinde çalışmaktadır.

İkinci olarak, 2026 İhracat Vizyonumuzda Vekmar Elektrik kritik bir rol oynamaktadır. Mevcut yerel başarımızı şimdi küresel pazarlara taşıma aşamasındayız ve bu süreçte Vekmar, bizim için stratejik bir ihracat kapısı konumundadır. 2026 yılı itibarıyla Vekmar Elektrik ile ihracat kanallarımızı birleştirmek adına çok kapsamlı ve ileriye dönük görüşmeler yürütüyoruz. İnanıyorum ki Vekmar’ın operasyonel gücü, geniş lojistik ağı ve enerji sektöründeki dağıtım yetkinliği sayesinde, dış pazarlarda çok ciddi bir ivme yakalayacağız. Bu iş birliği, Öznur Kablo’nun küresel bir oyuncu olma hedefine ulaşmasında önemli bir kaldıraç görevi görecektir.

Üçüncü olarak, Vekmar’ın Profesyonel Dağıtım Gücü ve teknik yetkinliği, bizim “tavizsiz kalite” anlayışımızı tamamlayan en önemli unsurlardan biridir. Vekmar, enerji sektörünün bir “güç merkezi” olarak, sadece geniş bir dağıtım ağına değil, aynı zamanda derin bir teknik bilgi birikimine ve profesyonel bir ekibe sahiptir. Ürettiğimiz üstün nitelikli kabloların, Vekmar gibi profesyonel, güvenilir ve teknik yeterliliği yüksek bir firma üzerinden pazara sunulması, son kullanıcı nezdindeki itibarımızı daha da yukarı taşımaktadır. Bu sayede, ürünlerimizin doğru ellere, doğru projelere ulaşması ve en yüksek performansla kullanılması sağlanmaktadır.

Vekmar Elektrik ile kurduğumuz bu güven köprüsü, sadece bugünün değil, 2026 ve sonrasının küresel hedeflerini de kapsayan vizyoner bir ortaklıktır. İhracat odaklı yeni dönemimizde, bu iş birliğinin bizi dünya pazarlarında çok daha güçlü bir konuma getireceğine ve Türk sanayisinin adını uluslararası alanda daha da yücelteceğine inancım tamdır. Bu, sadece iki şirketin değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel rekabetteki gücünün de bir göstergesidir.

WhatsApp'dan Bize Ulaş!