OG Dağıtım Kanalı Satış Müdürü

Tayfun Yılmaz

Vekmar Elektrik ile uzun bir geçmişe dayanan köklü bir işbirliğimiz var. Pazarda oluşan birçok ihtiyacı hızlı ve etkin şekilde çözmek bu işbirliğimizin ortak amacıdır. Güçlü tedarikçi rolüyle ülkemiz ile sınırlı kalmayıp yurtdışı etkinliğini de arttıran Vekmar ile Schneider Electric’in gelecek vizyonu çerçevesinde stratejik ve inovatif partnerlik anlayışıyla daha güçlü ortak bir geleceğe yürüyeceğimize inanıyorum.

Sizi tanıyabilir miyiz? Eğitim ve Kariyer hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

1978 yılında İzmir’de doğdum. Lise eğitimimi İzmir Atatürk Lisesi’nde tamamladıktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü kazandım. 2000 yılında üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra İzmir’e dönüş yaptım. Doyap Enerji’de proje mühendisi olarak göreve başladım. Çeşitli bina projelerinin elektrik güç projelendirme çalışmalarını yürüttüm. Sonrasında saha mühendisi olarak hastane, endüstri, enerji nakil hattı başlıklarında çeşitli şantiyelerde görev aldım. Bu görevler sırasında gerek revize projelerin hazırlanması gerek saha organizasyonu ve gerekse malzeme akışının takip süreçlerini yürüttüm. Askerlik görevimi yerine getirmek üzere biriktirdiğim tecrübe ve dostluklarla ayrıldım. Döndükten sonra Netanorm Elektrik’te benzer çalışmalarda bulundum. Burada da en önemli kazanımlarımdan biri uluslararası bir üreticinin tesis kurulumunda bulunmak ve iş süreçlerinin nasıl bir disiplin içerisinde ilerlediğini deneyimlemek oldu. 2007 yılında kariyerimde önemli bir değişiklik yaparak saha&proje mühendisliğinden satış yönetimi alanını tercih ederek Schneider Electric’te satış mühendisliği görevine başladım. O güne kadar kazanmış olduğum saha deneyimleri bu yeni görevimde başarıya gitmemde çok etkili oldu diyebilirim. Bayi üzerinden endirekt satış rolünde 3 yılımı tamamladıktan sonra Ankara Bölge Bayi Sorumluluğu görevine atandım. 

Bu değişimle birlikte bölgesel pazarlar arasındaki farklılıkları deneyimlemek benim için önemli bir kazanım oldu. 2 yıllık görevimde bayi organizasyonunun güçlendirilmesi, yetkinliklerinin arttırılması, kampanya süreçleri, bayilere fırsat yaratımı gibi önemli çalışmalarda bulundum. Bu çalışmalarım 2012 yılı itibarı ile Ankara Bölge AG Bayi Kanalı Satış Müdürlüğü görevi ile takdir edildi. Yeni rolümde bayilere fırsat yaratımı kapsamını genişletmek ana hedefim oldu. Bu süreçte aynı zamanda ekibimi kurmakta harika bir tecrübe oldu diyebilirim.

2013 yılında Ankara Bölge Pano & Proje Kanalı Satış Müdürlüğü görevine atandım. Ekibimle birlikte bölgede yer alan direkt çalıştığımız pano partnerlerimizin organizasyonuna gerek proje desteği ile, gerek saha ziyaretleri ile ve gerekse partner & müteahhit ilişkilerinin güçlendirilmesi noktasında önemli katkılar sağladık ve birçok başarılı projeye imza attık. 2020 yılı itibarı ile de Türkiye OG Kanalı Satış Müdürü olarak görevime devam etmekteyim. Bu yeni heyecan verici görevimle birlikte bugüne kadar kazandığım tecrübe ile OG bayi organizasyonumuzu güçlendirmek, Schneider Electric’in gelecek vizyonu ile birlikte bayilerimizle ortak geleceğe yürümek ana hedefim olacak.

Schneider Electric’in Türkiyedeki yapısından ve gelişiminden bahseder misiniz?

Gelişen trendler ve vizyonumuz doğrultusunda 15 yıl önce, “verimlilik ve sürdürülebilirlik için enerji, otomasyon ve dijital çözümler sağlamak” olarak tanımladığımız misyonumuz ile enerji yönetimi ve otomasyonu alanında 100’den fazla ülkede her gün yenilikler yaratmaya odaklanan 137 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Schneider Electric olarak, global firma kimliğimiz ve 180 yılı aşkın tecrübemizle enerjinin güvenli, güvenilir, verimli ve çevreci bir şekilde yönetilmesinde aktif rol oynuyor, endüstriyelleşme, şehirleşme ve dijitalleşme trendlerine paralel olarak dünyada artan enerji ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla teknolojik çözümler geliştiriyoruz.

Türkiye’de 1988 yılından bu yana Manisa ve Gebze’de bulunan yeşil bina sertifikalı 2 üretim tesisimiz, bin 200’ün üzerinde çalışanımız, 14 satış ofisimiz ve 200’e yakın yerel iş ortağımız ile faaliyet gösterirken, pazara sunduğumuz akıllı şehirler, loT ve Endüstri 4.0 odaklı enerji verimliliği çözümlerimiz ile ülkemiz enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına 30 yılı aşkın süredir katkıda bulunuyoruz ve Türkiye ekonomisinin gelişimi için yatırım yapmayı ve katma değer üretmeyi kesintisiz sürdüren Schneider Electric olarak, Türkiye’de ürettiğimiz yenilikçi ürünlerimizi 80’i aşkın ülkeye ihraç ediyoruz.


Globalde olan tüm ürünlerin Türkiye’de satışı söz konusu mu?

Schneider ürün portföyünde yer alan ürünlerin bir kısmı, satıldıkları coğrafyanın talep ettiği standartlar doğrultusunda üretilmiş olup, tüm ülkelerde satışı mümkün olmamaktadır. Buna örnek olarak İngiliz standardına uygun anahtar priz serilerini gösterebiliriz. Bununla birlikte, dünyadaki hemen her ülkede satışa sunulan gloabal ürün serilerimiz de oldukça fazladır. Masterpact şalter serisi veya Acti9 otomatik sigorta serisi ilk akla gelen örneklerden. 

Bir ürün serisinin veya referansın Türkiye’de ticari olup olmama kararı, o ürünün pazardaki talep potansiyeline göre verilir. Her ne kadar pek çok ülkede ticari olan bir referanstan bahsedilse de, Türkiye’de bir ürünün ticari hale getirilmesi, bu ürünün ERP sisteminde tanımlanması, tedarik zincirinin planlamasına girmesi, fiyat tanımının yapılması, teknik dokümantasyonunun tamamlanması, web sitesi ve diğer dijital araçlara tanıtılması…vb gibi çok miktarda, ve maliyet unsuru olan işlem gerektirmektedir. Bu nedenle, talep potansiyeli görmediğimiz veya düşük talep potansiyeli gördüğümüz, dolayısıyla satmanın maliyetinin yüksek olacağı ürün gruplarını veya referansları ticari hale getirmemeyi seçebiliriz. Bu gibi durumlarda, ürüne duyulan ihtiyacı, halihazırda ticari olan muadil ürünlerle çözmeye çalışırız.

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kavramları, son yılların olmazsa olmazı Schneider Electric’in bu konuda ki çalışmalarından bahseder misiniz?

Schneider Electric olarak 2000’li yıllardan itibaren yarınları düşünmeden, yarınlar için çalışmadan bugünü tamamlamış sayılamayacağımıza inanarak, iş modelimizi ve iletişimimizi sürdürülebilirlik üzerine konumlandırdık.

Kasım 2015’te, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP21 öncesinde açıkladığımız 2030 yılına dek karbon nötr olma planımızın yanı sıra, 2019 yılındaki COP25’te taahhütlerini güçlendirdiğimizi duyurduk. Bu kapsamda ayrıca en geç 2025 yılı itibariyle tüm operasyonlarımızı karbon nötr hale getirmek ve ekosistemimizi karbondan arındırmak üzere müşterilerimizin karbon ayak izlerinde tasarruf etmek için çalışmalarımızı hızlandırdık. 

Sürdürülebilirlik yaşamın devamlılığı için gerekli dengeyi temsil ediyor ve kelimenin tam anlamıyla hayati bir önem taşıyor. Tüm faaliyetlerimizin kalbinde ‘Life is On’ anlayışımız yer alıyor. Bu felsefeyi özetlemek gerekirse, tüm insanlara yardım etmeye ve kaynaklarının daha azını kullanarak daha fazlasını üretmelerine yardımcı olmaya ve her yerde, herkes için ve her zaman Hayatın Devam Etmesini sağlamaya odaklanıyoruz. Teknolojimiz ve “Life is On” mottomuz sayesinde hayatın herkes için, her yerde ve her zaman devam ettiğinden emin olma rolünü üstleniyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik, şirket stratejimizin özünü oluşturuyor. Sürdürülebilirlik stratejimiz 3 temel eksen üzerine oturuyor. Bunlar; ‘enerji ikilemine çözüm aramak’, ‘paydaşlara örnek olmak’ ve ‘enerjinin olmadığı bölgelerde enerjiye erişim sağlamak’… 

Bugün insanlığın yaşama şekli çözülmesi zor görünen bir paradoks yaratıyor. Örneğin; günümüzde 2,3 milyar insan enerjiye kesintisiz olarak erişemiyor. Bununla birlikte 2050 yılı itibariyle enerji tüketiminin %50 artması bekleniyor. Aynı zamanda Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan bilimsel rapor, küresel ısınmanın 1,5 C ile sınırlandırılmasının aciliyetini ortaya koydu. Bu da arz ve talep arasındaki dengenin bir an önce kurulması gerektiği anlamını taşıyor. Schneider Electric olarak biz bu paradoksu çözmenin yollarından birinin mevcut teknolojilerin doğru ve yenilikçi bir şekilde kullanılması olduğunu söylüyoruz. Yapılan araştırmalar da bu görüşümüzü destekliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın son yaptığı bir açıklamaya göre doğru şekilde tasarlanan verimlilik uygulamalarıyla bugün iklim hedeflerine ulaşmak için gerekli emisyon azaltımını, yeni bir teknoloji geliştirmeye gerek olmadan %40 oranında gerçekleştirebiliriz. 

Schneider Electric olarak geliştirdiğimiz EcoStruxure™ mimarisi, bağlantılı bir dünyada enerjinin güvenli, verimli, güvenilir, bağlı ve sürdürülebilir olmasına hizmet ediyor. Faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde dönüşümsel bir katma değer yaratan mimari aynı zamanda EcoStruxure™ Resource Advisor adlı bir sürdürülebilirlik yönetimi platformunu da kapsıyor. Whirlpool ile iş birliği içinde geliştirdiğimiz platform, temel veri akışlarını tanımladıktan sonra dünyanın her yerindeki şirket tesislerinin performansını izlemeye ve değerlendirmeye yönelik bir enerji ve sürdürülebilirlik yönetimi sağlıyor. Tüm bu veriler Schneider Electric olarak uzun süredir inançla ve adanmışlıkla gezegenimiz için teknoloji yaratma ve bunları yaygınlaştırma çalışmalarımızda ne denli haklı olduğumuzu gösteriyor. Biz 180 yılı aşkın köklü deneyimimiz ışığında, gerek teknolojimiz gerek aldığımız aksiyonlarla bu konuda çalışmaya, iş birlikleri geliştirmeye ve bilinç yaratmaya devam edeceğiz. Böylece şimdiye dek olduğu gibi bundan sonra da gezegenimizin sürdürülebilirliği için öncü rol ve sorumluluk üstlenen kurumlar arasında yer almaya devam edeceğiz.

Firmanız için 2020 yılı nasıl geçti. Değerlendirir misiniz?

Schneider Electric olarak dünyada ve Türkiye’de müşterilerimiz ve iş ortaklarımıza; “dijital dayanıklılık”, “siber açıdan güvenli araçlar ve altyapı” ve “arızaları, onarımları, eğitimleri ve testleri güvenli şekilde desteklemeye ek olarak sunulan uzaktan yönetim olanaklarının yanı sıra 7/24 müşteri desteği ve teknik destek” olanakları ile birlikte yeni projeler yürütmede, uyarlamada veya üretmede yardımcı olmak için iş sürekliliğini desteklemeye odaklanmış durumdayız. 

Küresel tedarik zincirimiz, talebe göre şekillenen müşteri çözümleriyle iş birliği yapmaya devam ediyoruz. Tüm üretim tesislerimiz ve dağıtım merkezlerimiz açık ve “alternatif tedarik ve vardiyalı üretim kaynaklarını gerektiği şekilde güvenceye almak için tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte çalışma”; “tüm organizasyonlarda nakliye hatlarını destekleme”; “etkilenen tüm küresel envanterleri yeniden dengeleme” ve “yedek parça stoklarını ve teslimatları yönetme” faaliyetlerimize devam ediyoruz. 

Bu yeni ortama yönelik dijital araçlar ve yeteneklerle donatılmış çalışanlarımız hizmet vermeye hazır. Uzaktan çalışan tüm ekiplerimiz, güvenli VPN korumasına ve ağ bağlantımıza sahip, şirket tarafından sağlanan bilgisayarları kullanıyor. Öte yandan, iş seyahatlerimizi azaltmış olsak da dijital olarak iletişim kurabilmek için sanal toplantılar ve diğer fırsatları değerlendirerek bağlantıda kalıyoruz. Yılın ikinci çeyreğinde 120.000’den fazla müşteri ve iş ortağı ile web seminerlerimizde ve çevrimiçi eğitimlerimizde buluştuk.

Kriz boyunca hizmet vermeye ve hastaneler, ağlar, veri merkezleri, soğuk gıda zinciri gibi kritik altyapıları güvence altına almaya devam ettik. Geliştirdiğimiz dijital hizmetlerimizi kullanan müşterilerimiz beklenmeyen kesintilerin, iş kaybının ve artan maliyetlerin önüne geçiyor, emniyetli ve güvenilir bir iş ortamı yaratıyorlar. İşe özel mühendislik çözümleri sunmaları kolaylaşıyor. Makinelerde yüksek performans ve verimlilik elde ediyorlar. Diğer yandan önleyici bakım özellikle ticari ve kritik binaların tam kapasite ile kullanılmadığı bugünlerde önemli. Ayrıca Schneider Electric Vakfı ile en savunmasız kesimlerin acil durum desteği, uzun vadeli yeniden yapılanma, eğitim ve mesleki eğitim konularında destek alması, gelişim göstermesi ve esnek olması için “Tomorow Rising Fonu”nu kurduk.