Schneider Electric Türkiye Genel Müdürü

İsmail Yamangil

Vekmar Elektrik, sektörümüzü ileriye taşımaya ve ülkede değer yaratmaya odaklanmış, uluslararası standartlarda iş yapmayı benimsemiş önemli bir partner. Bu anlamda bir vizyon ortaklığı içerisinde hareket edebilmekten ve dönüp baktığımızda gurur duyduğumuz projeleri birlikte sektörümüze kazandırmış olmaktan ve geleceğe ortak bir pencereden bakmaya devam etmekten dolayı büyük mutluluk duyuyoruz.

Merhaba; öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden, eğitim ve kariyer geçmişinizden bahseder misiniz?

Eczacı bir baba ile mimar bir annenin İzmir’de hayata gelen ilk çocuklarıyım. Eğitim hayatımı hızlıca özetlemem gerekirse Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu olduğumu ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans yaptığımı söyleyebilirim. Evli ve bir erkek çocuk babasıyım. 

Kariyerime ise 2005 yılında Ege Serbest Bölge’de faaliyet gösteren Amerikan-İtalyan ortaklı Pulse Eldor Corporation’da Yardımcı Tesisler ve Teknik Satınalma Mühendisi olarak başladım. 2007 yılından bu yana ise Schneider Electric ailesi içerisinde çeşitli rol ve sorumluluklar üstleniyorum. 

Şimdiye dek servisler organizasyonumuz dahil Schneider Electric’te farklı iş birimlerinde, bayi kanalı yapılanması, ticari politikalar, rekabetçi fiyat stratejisinin oluşturulması ve hayata geçirilmesi, e-ticaret platformu gelişimi ve tahsilat süreçlerinin dijital platforma taşınması gibi önemli projelere liderlik ederek sektörde geniş bir deneyime sahip oldum. 2020 yılında üstlendiğim Katar Ülke Müdürlüğü görevim ile ülkemiz dışında tecrübe kazandım. Yakın zamanda ise Türkiye Ülke Müdürü olarak tekrar ülkemize döndüm.

Uzun yıllar Türkiye’de görev yapmış bir yönetici olarak yurt dışında görev yaptığınız süre boyunca sizi en çok zorlayan konular neler oldu?

Aslında ülkemiz gibi zorlu ve rekabetçi bir ekonomide uzun süre farklı görevlerde yönetim tecrübesi kazandıktan sonra yurtdışı göreve gittiğim için çok fazla konuda zorlanmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle bu tecrübeden sonra, ülkemizde yetişmiş bir çok yöneticinin önemli alışkanlıklar ve refleksler geliştirdiğini, uzun yıllar içerisinde bunları içselleştirdiğini düşünüyorum. Bu sebeple ülkemizden nispeten daha kolay bir ekonomik ortama geçiş yaptığımızda işe önemli katkılarda bulunabileceğimize inanıyorum. Özellikle günümüz dünyasının hızla değişen iş ve ekonomi ortamında, sahip olduğumuz bu tecrübeye diğer coğrafyalarda her geçen gün daha fazla ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. 

Sorunuza dönersem, en çok zorlandığım konu ilk 3-4 ay ekip arkadaşlarımı ve müşterilerimizi tanımak oldu diyebilirim. Çünkü insanların kültürünü anlamadan, en basiti nelere sevinip, nelere üzüldüklerini bilmeden, değer yargılarını çözmeden, gerçek anlamda onlarla iletişim kuramayacağınıza ve sonuç olarak yönetemeyeceğinize inanıyorum.

Yeni görevinizde sizi bir adım öne taşıyacağını düşündüğünüz özellikleriniz nelerdir?

Öncelikle tecrübe diyebilirim. Bildiğim bir ortama, evime geri döndüm. Türkiye pazarında 15 seneyi aşkın bir tecrübem var. İş için faks kullandığımız günlerden mail, Zoom, Teams kullandığımız, ofise kart basarak girilen günlerden evden çalışmaya geçilen günlere…

Dünyada ve özellikle Türkiye’de radikal birçok değişim ve dönüşüme tanıklık ettiğimiz bu yıllarda pazarın ve rekabetin nasıl değiştiğini gözlemleme şansım oldu. Bir diğeri ise iletişim. Şirket içi ve dışında tüm paydaşlarla güvene dayalı ve sağlıklı olarak nitelendirebileceğim açık bir iletişimim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu sebeple insanların beklentilerini anlamak ve insanlara beklentilerimi aktarmakta zorlanmayacağımı düşünüyorum. Son olarak azimli bir kişilik olduğumu söylemeliyim. Ne kadar zor bir görev ile karşılaşırsam kendimi geliştirip üstesinden gelmek için iç motivasyonum ve enerjim o kadar artar. Askerlik günlerimde komando birliğimizde bir duvarda yazan ve hiç unutamadığım bir söz var: “Zorsa hemen yaparız, imkansız ise zaman alır.” Çok iddialı bir söz belki ama zorluklar karşısında bahane üretmeden çalışmayı hatırlatıyor bana.

Global rakipleriniz ile Türkiye pazarında ayrıştığınız noktalar nelerdir?

Schneider Electric olarak, global firma kimliğimiz ve 185 yıllık köklü tecrübemizle enerjinin güvenli, güvenilir, verimli ve çevreci bir şekilde yönetilmesinde aktif rol oynuyoruz. Endüstrileşme, şehirleşme ve dijitalleşme trendlerine paralel olarak artan enerji ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Dünyada 100’den fazla ülkede 135 bin çalışanımız var. 

Türkiye’de ise 1987 yılından bu yana hizmet vermekteyiz. Manisa ve Gebze’de bulunan yeşil bina sertifikalı 2 üretim tesisimiz, 1500’ün üzerinde çalışanımız ve 200’e yakın yerel iş ortağımız ile faaliyet gösteriyoruz. EcoStruxure mimarisi adını verdiğimiz bina, veri merkezi, endüstri ve altyapı sektörlerine sunduğumuz enerji verimliliği çözümlerimiz sayesinde ülkemiz enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına 30 yılı aşkın süredir katkıda bulunuyoruz. 

Schneider Electric’i alanında başarılı kılan en önemli özelliklerden biri sürdürülebilir iş ortaklıklarıdır. Global bir şirket olmamıza rağmen yerel kalabilmeyi başardık ve bu sayede uzun yıllara dayanan iş ortaklıkları ile herkese fayda sunan çalışmalara imza atabiliyoruz. İş ortaklarımızın en güvenilir çözüm ortağı olabilme başarısını gösteriyoruz. Bunu sağlayan temel faktörlerden biri ise Ar-Ge’nin şirket kültürümüzdeki yeri ve önemidir. Globalde her yıl gelirimizin yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Yine bu kapsamda 2015 ve 2025 yılları arasında inovasyon ve Ar-Ge’ye 10 milyar Euro yatırım yapacağımızı açıklamış bulunuyoruz. 

Ataşehir’deki Genel Merkezimiz bünyesinde açılışını yapmış olduğumuz İnovasyon Merkezi, hastaneler, oteller, endüstri tesisleri, veri merkezleri, üst yapı yatırımları gibi tüm uygulama alanlarında gerçek zamanlı teknoloji çözümlerinin deneyimlenebileceği bir alan olarak hizmet veriyor. Yapay zeka, dijital ikiz teknolojilerini de temel alan 50’nin üzerinde yazılım ile donattığımız İnovasyon Merkezi’nde gerçek zamanlı verilerle tüm dünyadan tesisleri birbirine bağlayarak ve karşılaştırma yaparak her müşteriye özel çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Merkezimiz aynı zamanda meslek örgütleri, enerji sektörü profesyonelleri ve mühendislik fakültelerinden üniversite öğrencileri için bir deneyim, eğitim ve gelişim alanı olarak hizmet vermeye hazır. Bu yıl 1000’den fazla kişi ve kurumu İnovasyon Merkezi’mizde ağırlamayı hedefliyoruz. Türkiye’deki İnovasyon Merkezi’miz Schneider Electric’in dünyanın diğer şehirlerindeki merkezlerle ortak projeler içerisinde yer alıyor ve know-how paylaşımı yaparak, enerji verimliliğinde küresel dijital dönüşüm hamlesine de katkı sunuyor. Tüm bu çalışmalarımızı ise ‘sürdürülebilirlik’ çatısı altında ele alıyoruz ve şirket stratejimizin özünü oluşturan bu alanda, üç temel eksene odaklanıyoruz: Enerji ikilemine çözüm aramak, paydaşlarımıza örnek olarak onları teşvik etmek ve enerjiye ulaşamayan insanları temiz ve güvenli enerjiye kavuşturabilmek. 

Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri’ne paralel olarak 2021-2025 yıllarını kapsayan 6 ana hedefimiz var. Yeşil gelirlerimizi %80 oranında artırmayı, müşterilerimizin 800 megaton karbondan tasarruf etmesini hedefliyoruz. Ayrıca en büyük 1000 tedarikçimizin operasyonlarından kaynaklanan CO2 emisyonlarını %50 azaltmayı planladık.Ürünlerimizde yeşil malzeme içeriğini %50 artırma, birincil ve ikincil ambalajlarımızın %100’ünü tek kullanımlık plastikten arındırma ve geri dönüştürülmüş karbon kullanmak hedeflerimiz arasında. Diğer önemli hedeflerimiz ise güven ilkelerine uygun hareket etmek, işe alımlarda adil fırsatlar yaratmak ve cinsiyet çeşitliliğini artırmak olarak gündemimizde yer alıyor. 

Türkiye özelinde ise sektördeki Endüstri 4.0 ve dijitalleşme dönüşümünün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma ve yeniliği teşvik etme anlamında sağladığı gücü tüm paydaşlarımıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu projelerden örnek vermem gerekirse; pandemi döneminde iş yükü artan sağlık sektöründe 1.250 yatak kapasiteli Türkiye’nin altıncı büyük hastanesi olan Konya Karatay Entegre Sağlık Kampüsü’nde gerçek zamanlı enerji izleme ve kestirimci bakım hizmetini devreye aldık. Bu sayede enerji verimliliği arttı ve OPEX’te yüzde 20’lik bir azalma sağlandı. 

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde ise uyguladığımız EcoStruxure yazılımı ile elektrik ve su şebekelerinin tüketimini, gerçek zamanlı olarak kontrol edilmesiyle yaklaşık 1,200 ağır sanayi müşterisinin daha güvenilir, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye ulaşmasında rol aldık. Bunun gibi pek çok sıra dışı proje ile Türkiye’nin uçtan uca, güvenilir, verimli, kârlı ve güvenli bir şekilde dijitalleşmesinde rol alıyoruz. 

Bu ve benzeri projelerimizle ekonomiye sürdürülebilir değerler sunarken bir yandan da bu alanda eğitim ve farkındalık çalışmalarını desteklemeye odaklanıyoruz. Türkiye’nin İklim Seferberliği kapsamında öğretmenlerin eğitimi için hayata geçirilen “İklim 2030: Eğitimciler Özel İklim Değişikliği Eğitimi” projesi bunun bir örneği. Ayrıca İstanbul İnovasyon Merkezimiz sayesinde Türkiye’nin ulusal enerji verimliliği stratejilerine, sırasıyla 2023, 2030 ve 2050 hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

Schneider olarak alçak gerilim ürünlerindeki pazar payınız ve rekabetçi yapınız orta gerilim ürünlerinize göre çok daha ileri seviyede.Önümüzdeki dönemde OG alanında daha etkin olmak için ne gibi planlarınız var?

Aslında ülkemizde OG alanında da en fazla değer katan şirketlerin başında geliyoruz. Schneider Electric Türkiye 36kV gerilim kademesinde global ar-ge merkezlerinden birisidir. Burada yaptığımız yatırım, üretim ve yenilikler bugün piyasadaki yerli üretici firmalara ışık tutmuş, sektördeki yan sanayi üreticilerimizin dünya standartlarına hızla çıkmasına vesile olmuştur. İnovasyon ve sürdürülebilirlik felsefeleri etrafında bu konuya yaklaşmaya azimle devam ediyoruz. Bu çerçevede standartları yeniden şekillendirebilecek kapasitede yenilikçi ve sürdürülebilirlik odağında çevreye daha duyarlı ürünleri sektörün beğenisine sunmaya devam edeceğiz.

Şirketinizin organizasyonunda geçtiğimiz yıla göre değişiklikler oldu mu?

Organizasyonel yapımızda değişiklik yapmadık ancak dijitalleşme ile başlayan ve pandemi koşulları ile hızlanan, çevik, esnek ve çok disiplinli ekiplerin yer aldığı yenilikçi bir yapıda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Schneider Electric olarak evden çalışma, uzaktan çalışma ve hibrid çalışma modellerini uyguluyor musunuz? Bu modellerin çalışan verimliliğini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Schneider Electric olarak dijitalleşmeyi destekleyen, bu yönde yenilikçi çözümler üreten firmalardan biriyiz. Elbette bu, öncelikle kendi içimizde güçlü ve hızlı bir dijital dönüşüm yolculuğu anlamını taşıyor. Pandemi süreci ile birlikte bu yolculuğa ivme kattık. Bugün çalışma alanlarımıza ve görevlerimize göre hibrit bir çalışma modeli ile esnek ve çevik bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sanal platformlarda çeşitli etkinlikler, seminerler ve eğitimlerle de desteklediğimiz bu süreçte pandeminin en yoğun yaşandığı dönem de dahil olmak üzere çalışanlarımızın güvenliğinden ve iş sürekliliğimizden ödün vermeden çalıştık. Çok başarılı bir adaptasyon süreci ile çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın her an yanında yer almayı başardık.

Ürünlerinizin fiyatlarını tüm satış kanallarınız da belli kurallar çerçevesinde regüle ettiğinize şahit oluyoruz, sizce buna gerçekten gerek var mı?

İki nedenle bunun çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.İlki günümüzde pandemi, politik ve ekonomik gündem ve hatta ticari savaşlar konuşulurken ticari işletmelerin karşılaştıkları zorluklar ve bilinmezlikler giderek artıyor. Bilinmezliklerin belki en büyüğü maliyetler konusunda yaşanıyor. Emtia fiyatları ve kurlardaki volatilite, sektördeki tüm oyuncuların önlerini görmelerini ve işletmelerinin yarınını planlamalarını zorlaştırıyor. İkincisi, biz satış kanallarımızdaki partnerlerimiz ile birlikte çok büyük bir aile olduğumuzu düşünüyoruz ve bu ailenin her bireyine karşı sorumluluk hissederek hareket ediyoruz. Partnerlerimizi katma değerlerine göre ödüllendirmenin ve adil bir rekabet ortamı yaratmanın önemine inanıyoruz. 

Bu iki nedenle bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da ürün fiyatlarımızı tüm satış kanallarımızda, Schneider Electric’in bulunduğu pazarda rekabetçi kalmasına ve partnerleriyle birlikte pazardan aldıkları payı arttırmasına özen göstermek kaydı ile regüle etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Schneider Electric Türkiye bünyesinde gerçekleştirmek istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?

Özellikle körfez ülkelerindeki tecrübemde; ülkemizin son derece endüstriyelleşmiş bir ülke olduğunu fakat petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarına daha fazla yatırım gerektiğini daha iyi gözlemleme fırsatı edindim. Bu sebeple sanayide verimliliğimizi arttırmaya odaklanmak ülkemiz için bir zorunluluk. Kullandığımız enerji ile daha fazla çıktı elde etmek, daha fazla katma değer yaratmak ve mümkünse daha yüksek teknoloji üretmek zorundayız. 

Schneider Electric’in Ecostruxure mimarisinin yazılım katmanı bu konuda oldukça önemli fırsatlar sunuyor. En büyük hayalim, Schneider Electric’in zaten kuvvetli olduğu geleneksel çözümlerinin yanına giderek artan bir ivme ile yazılımlarımızı da ekleyip bu sayede ülkemizin enerji kaynaklarını yükselen bir etkinlik ve verimlilikte kullanmasına hizmet etmektir.